WeAreNotCreative
×Journal

essay — 15.10.2026

DUCK THE NORM: BİR KÖYÜN HAFIZASINI OLTALAMAK

Tarih15.10.2026
DUCK THE NORM: BİR KÖYÜN HAFIZASINI OLTALAMAK

Bir festival oyunu, bazen yalnızca çocukları sıraya sokan hafif bir eğlence değildir. İçinde kimin geldiğini, kimin kaldığını, hangi hikâyelerin tekrar tekrar anlatıldığını ve hangilerinin resmî kayıtlarda hiç yer bulamadığını da taşıyabilir. Fabien Neisius’un Duck The Norm projesi, Doğu Fransa’daki Waldwisse köyünün yerel hafızasını geleneksel “hook a duck” oyunundan yola çıkarak yeniden kuruyor. Güncel versiyonun alüminyum gövdesi ve atık parçaları, bu arşivi daha kolay taşınabilir hâle getirirken oyunun kendisini de sabit bir çocukluk nesnesinden dolaşıma açık bir hafıza aygıtına çeviriyor.

Column media

OYUN TAHTASININ ALTINDAKİ ARŞİV

Waldwisse yaklaşık 800 kişinin yaşadığı, sakinlerinin önemli bir bölümünün çalışmak için başka yerlere gittiği bir yerleşim. Böyle “dormitory town” olarak adlandırılan bölgelerde hayatın ritmi, ortak bir merkezden çok gündelik gidiş gelişler tarafından belirleniyor. Köyün hikâyesi orada yaşayanların deneyimlerinde mevcut; fakat bu deneyimlerin hepsi resmî yerel arşivlere girmiyor.

Duck The Norm bu boşluğu büyük bir tarih anlatısıyla kapatmaya çalışmıyor. Bunun yerine ailelerden ve köy sakinlerinden tanıklıklar, fotoğraflar, yerel dile ait ifadeler ve Waldwisse’nin geçmişine ilişkin ayrıntılar topluyor. Bu malzeme doğrusal bir zaman çizelgesine yerleştirilmiyor. Hikâyeler, bir oltanın plastik ördeklerden birini sudan çekmesi gibi, parça parça ortaya çıkıyor.

Buradaki önemli karar, arşivi açıklayan bir pano ya da vitrinin arkasına yerleştirmemek. Ziyaretçi, yerel tarihe önce bilgi okuyarak değil, bir hareket yaparak yaklaşıyor: uzanıyor, seçiyor, çekiyor, bekliyor. Hafızanın kendisi de böyle çalışıyor. Her şey aynı anda görünür değil; bazı parçalar tesadüfen ele geliyor, bazıları başkasının anlattığı bir cümleyle tamamlanıyor.

GELENEĞİN YENİDEN ÜRETİLMESİ

“Hook-a-duck” oyunu, bölgedeki köy festivallerinde tanıdık bir form olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle basit kuralları, parlak renkleri ve küçük ödülleri olan bu düzenek, Duck The Norm içinde temsil edilen bir folklor objesi olarak kalmıyor. Neisius oyunun sosyal işlevini büyütüyor: festivalde insanları aynı noktada buluşturan yapı, şimdi köyün kendisi hakkında konuşmayı mümkün kılan bir arayüze dönüşüyor.

Buradaki “arayüz” kelimesi dijital bir ekranı değil, bedeni ve nesneyi birbirine bağlayan fiziksel bir düzeni tarif ediyor. Bir anıyı okumak yerine onu çekip çıkarıyorsunuz. Bir yerel kelimeye, eski bir fotoğrafa ya da bir ailenin tanıklığına ulaşmak için oyunun basit hareketlerine katılıyorsunuz. Böylece arşiv, dokunulmaz bir geçmiş deposu olmaktan çıkıp ortak kullanımla her seferinde yeniden kurulan bir yüzeye dönüşüyor.

Projenin gücü de burada: Yerel hafızayı nostaljik bir dekor gibi sergilemiyor. Onu hâlâ kullanılabilir, hatta biraz da komik bir nesnenin içine yerleştiriyor. Çocukluk oyununun hafifliği, tarih anlatısının ağırlığını azaltmıyor; ona giriş için daha geçirgen bir kapı açıyor. İnsanlar bazen geçmiş hakkında konuşmaya, geçmişi ciddiyetle açıklayan bir toplantıdan çok, ellerine bir olta verildiğinde daha kolay başlıyor.

ALÜMİNYUMUN TAŞIDIĞI HAFIZA

Instagram paylaşımındaki yeni versiyonda alüminyumun daha hafif, daha dayanıklı ve daha kolay taşınabilir karakteri öne çıkıyor. Bu, yalnızca üretim tekniğine ilişkin pratik bir güncelleme değil. Projenin arşiv fikrini de değiştiriyor.

Sabit bir köy dekoru olarak tasarlanan nesne, alüminyumla birlikte başka yerlere gidebilen bir taşıyıcıya dönüşüyor. Waldwisse’nin hikâyeleri artık yalnızca Waldwisse’de tutulmuyor; bir sergiye, başka bir kuruma, başka bir izleyiciye ve başka bir konuşma ortamına taşınabiliyor. Yerel olan, yerinde kalmaya mahkûm edilmiyor.

Atık parçaların assemblage mantığıyla gövdeye eklenmesi bu taşınabilirliğe başka bir katman getiriyor. Bu parçalar, nesneyi süsleyen rastgele ayrıntılar değil; projenin topladığı dağınık hafıza biçimlerine maddi bir karşılık veriyor. Her parça kendi kullanımından koparılmış, fakat yeni düzen içinde tamamen silinmemiş durumda. Bir arşiv belgesinin kenarındaki not, eski bir fotoğrafın arkasındaki tarih ya da artık kimsenin kullanmadığı bir kelime gibi, geçmişin izini koruyarak yeni bir bütünün parçası oluyor.

Bu nedenle alüminyum burada yalnızca hafiflik anlamına gelmiyor. Nesnenin dolaşımını, hafızanın da dolaşımını mümkün kılıyor. Duck The Norm yerel geçmişi saklamak için ağırlaşmıyor; onu başka bedenlere, başka ellere ve başka okumalara teslim edebilmek için hafifliyor.

WANC JOURNAL ÖZEL NOTU

Duck The Norm, yerel hafızayı temsil eden bir nesne üretmekten çok, hafızanın nasıl dolaşıma gireceğini tasarlıyor. Oyunun oltası geçmişi “yakalamıyor”; onu seçilebilir, paylaşılabilir ve yeniden anlatılabilir hâle getiriyor. Alüminyumun hafifliği ile atık parçaların taşıdığı kullanım izleri bir araya geldiğinde proje, arşivin kapalı bir depo değil, her yeni elde yeniden kurulan maddi bir anlaşma olduğunu gösteriyor.

Pictures by Cyril Neisius

Column media
Column media

DUCK THE NORM: FISHING FOR A VILLAGE’S MEMORY

A fairground game is not always just a light diversion that keeps children in line. It can also carry who arrived, who stayed, which stories are told repeatedly and which ones never entered the official record. Fabien Neisius’s Duck The Norm rebuilds the local memory of Waldwisse, a village in eastern France, through the familiar form of the hook-a-duck game. Its current aluminium version, updated with discarded elements, makes the archive easier to carry while shifting the game from a fixed childhood object into a device for memory in circulation.

THE ARCHIVE UNDER THE GAME BOARD

Waldwisse is a village of roughly 800 residents, many of whom travel elsewhere for work. In these so-called dormitory towns, daily life is shaped less by a shared centre than by constant departures and returns. The village’s history exists in the experiences of its residents, yet not all of those experiences enter the official local archive.

Duck The Norm does not attempt to close that gap with one authoritative historical account. Instead, it gathers testimonies, photographs, fragments of local language and details of the village’s past from families and community members. This material is not arranged as a linear timeline. Stories surface piece by piece, much like one of the plastic ducks being pulled from the water at the end of a small hook.

The important decision is not to place the archive behind a panel or inside a case. The visitor approaches local history through an action: reaching, choosing, pulling, waiting. Memory often behaves in much the same way. Nothing appears all at once; some fragments are found by chance, while others are completed by a sentence told by someone else.

REPRODUCING A LOCAL TRADITION

The hook-a-duck game is a familiar form at village festivals in the region. With its simple rules, bright colours and small prizes, it could easily remain a folkloric object. In Duck The Norm, however, Neisius extends its social function. The structure that once gathered people around a festival stall now makes it possible to speak about the village itself.

Here, “interface” does not mean a digital screen. It describes a physical arrangement connecting the body to an object. Instead of reading a memory, you pull it out. To reach a local word, an old photograph or a family testimony, you participate in the game’s simple movements. The archive becomes a surface repeatedly reconstructed through shared use.

This is where the project gains its charge. Local memory is not displayed as nostalgic scenery. It is placed inside an object that remains usable, and slightly absurd. The lightness of the childhood game does not diminish the weight of the historical account; it offers a more permeable way into it. People may find it easier to begin talking about the past when someone puts a fishing rod in their hand than when they are asked to sit through a solemn explanation of it.

Column media

THE MEMORY CARRIED BY ALUMINIUM

In the version shown in the Instagram post, aluminium brings a lighter, more durable and more portable character to the structure. This is not only a practical production update. It alters the project’s idea of the archive.
What might have remained a fixed village display becomes a carrier capable of moving elsewhere. The stories of Waldwisse no longer have to stay in Waldwisse; they can travel to an exhibition, an institution, another audience and another conversation. The local is not condemned to remain in place.
The use of discarded elements adds another layer. These pieces are not random decorative additions. They give material form to the scattered nature of the memories gathered by the project. Each element has been separated from an earlier use, but has not been completely erased within the new arrangement. Like a note in the margin of an archival document, a date on the back of an old photograph or a word no longer widely spoken, each keeps a trace of its former life while entering a new whole.
Aluminium therefore signifies more than lightness. It makes the circulation of the object and, with it, the circulation of memory — possible. Duck The Norm does not become lighter in order to make the past less serious. It becomes lighter so that the past can be handed to other bodies, other hands and other readings.

WANC JOURNAL SPECIAL NOTE

Duck The Norm does not simply produce an object representing local memory; it designs the conditions under which memory can circulate. The fishing rod does not “catch” the past. It makes the past selectable, shareable and available for retelling. When aluminium’s portability meets the traces carried by discarded elements, the project suggests that an archive is not a sealed storage room but a material agreement reconstructed by every new hand.

Pictures by Cyril Neisius

Column media
Column media

Sonraki Yazı

KOŞUNUN MATERYAL HAFIZASI

Okumaya Devam Et